Mesajlar Etiketlendi ‘Pazarlama’

h1

Lover

25 Haziran 2008

Merhabalar,
Arkadaşım Türker bir link gönderdi ve ben de sizlerle paylaşıyorum:

h1

İnat, Milli Takım ve Pazarlama

21 Haziran 2008

Gündemimizde Euro ’08 ve milli takımımız var. Nasıl olmasın ki? Dünyanın dört bir yanında herkes Türkleri konuşuyor…

Ne tarafa dönsek futbol konuşuluyor, futbol yazılıp çiziliyor. Milli takımımızın da belki de kupa tarihinde hiç olmadık işler yapması iyice körüklüyor durumu. Uzun uzun maç analizi ya da mucizenin kitabını yazmak istemiyorum. Ama sadece şu istatistik bile durumun acayipliğini gösteriyor: milli takımız, Avrupa kupasında uzatmalar ve sakatlıklar da dahil toplam 414 dakika maç yapmış; bu sürenin sadece toplam 9 dakikasını ”galip durumda” geçirmiş. Ve yarı finaldeyiz))

Bugün gazeteleri ve televizyon programlarını takip ettim. İnternetten de birçok yerli yabancı yayınları gözden geçirdim. Herkes Türk mucizesinden bahsediyor. Viyana olgusu üzerinden Türkleri öve öve bitiremiyorlar. Türkler ve Türkiye her yerde konuşuluyor. Hem de öyle böyle değil. Neredeyse tüm dünyada, futbolla ilgisi olan olmayan birçok kişi Türkleri ve Türkiye’yi alkışlıyor. Tarihimizde ilk defa yarı final oynayacak oluşumuzdan değil bu ilgi. Yoksa kime ne Türkiye tarihinde ilk defa Avrupa kupasında yarı final oynayacaksa! Öyle olsa kendimiz çalar kendimiz oynardık. Portekiz maçının ardından oynadığımız, ev sahibi İsviçre, Çek Cumhuriyeti ve Hırvatistan maçları futbol tarihinde sık rastlanmayan şekilde tamamlandı.

Türkiye Euro ‘08’de gönüllerin şampiyonu olduk şimdiden.

Bizim millet olarak ezelden beridir başarılı olamadığımız konular var. Belki de bizim tarzımız farklı. Dünyada kabul gören birçok şey bize uymuyor. Türk basını hala açık ve gizli olarak Fatih Terim’e yükleniyorlar. Oysa ki, dünya basını Fatih Terim’e bizim basının duyduğundan çok daha fazla saygı duyuyor. Futbol sadece 4 4 2, 3 5 2 sistemi mi? Stoper çıkarılıp forvet alınır mıymış. Bilmem neymiş. Kim ne derse desin ortada bir başarı varsa, ki tarihimizde ilk kez yarı finaldeyiz, bu başarıda Fatih Terim’in payı büyük. Olayları başka açılardan incelemek lazım belki de. Fatih Hoca, bir kere büyük bir lider. Yarattığı karizma ile futbolcularını o kadar motive diyor ki, futbolcular adeta savaşıyorlar. Bu karizma piyasada prim yapan, imaj meykır çalışmasıyla oluşmadı. Fatih Terim’in karakteriyle ve yaşadıklarıyla bütünleşerek oluştu. Bu bakımdan hakikaten “karizmatik lider” diyebiliriz Fatih Hocaya.

Hala Türkiye’yi doğru düzgün tanımıyor dünya. Tarihte en önemli milletlerden birisidir Türkler. Türk devletleri her dönemde dünya tarihinin seyrini etkilemiştir. Yakın dönem tarihinde ise Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu bile başlı başına bir tarihtir zaten. Yıllardan beri tartışılır durur. Birçok program, proje uygulandı. Son yıllarda nispeten daha olumlu adımlar atılsa da ülkemizi tanıtmakta hala çok başarısızız. Ülke tanıtımı için önemli politikalardan birisi de spordur. Uluslararası müsabakalarda derece yaparak dünyanın ilgisini kendi ülkelerine çekmek ister devletler. Futbol da sadece futbol değildir, sadece spor değildir. Artık dünyanın büyük endüstrilerinden biridir futbol ve ülkeler için de ülke tanıtımları açısından birincil derecede öneme sahiptir. Bu bakımdan milli takımımızın başarısını bu açıdan da değerlendirince Fatihlere saygım daha da artıyor. Dünyanın en büyük ajanslarıyla da çalışsanız milli takımımızın yarattığı etkiyi yaratamazdınız. Şans, kader, çalışma, istek, azim, hırs, mücadele, bırakmama, teslim olmama, korku salma, saygı görme, özgüven, inanç… daha saymakla bitmez. O kadar çok etken var ki, her biri bu denli bir araya gelemez kolay kolay.

Türk inadı meşhurdur. Milli takım sayesinde bunu dünyaya tekrar göstermiş olduk . Türkiye markasını mükemmel bir şekilde pazarlamaktayız. Milli takımımızın sportif başarısını nasıl futbol bilgisi ve mantığı çerçevesinde açıklamak mümkün değilse; Türkiye markasının bu şekilde başarılı bir biçimde pazarlanıyor olması da pazarlama bilgisiyle izah edilemez. Ama ortada bir gerçek var: milli takım yarı finalde ve Türkiye markası değerini arttırıyor.

Yönetim açısından da değerlendirmek istiyorum durumu. Türkler profesyonel olmayı bir türlü beceremiyorlar. Şirket yönetimlerinde de, ülke yönetimlerinde de, milli takım ve kulüpler bazında da bunun örneklerini yaşıyoruz sık sık. Almanya yarı final maçında bize gol atmaktan çekinecek. Dünya basınında bu konunun espirisi yapılıp duruyor zaten. Yani Türklerin damarına basıldı mı bir kere durdurabilene aşk olsun. Yönetim bilimcilerinin bu konuyu gözden kaçırmamaları gerekir. Bilimsel düzlemde de bu konunun araştırılmasında fayda var. Türk tipi yönetim tarzının oluşmasında önemli olabilir. Yönetimde motivasyonun ne kadar önemli olduğunu da gösteriyor yaşananlar. Bizim için çok daha önemli belki de. Profesyonel iş yaşantısında da durum bundan farklı olmuyor. Çalışma ortamı ve yöneticinin yarattığı hava ile birçok şeyi başarmak mümkün…

Viyana’yı fetheden fatihlere sonsuz teşekkürler. Türk tarihinde artık sizler de varsınız. 300 küsur yıl öncesinden başlayan ve milletimizin bilincine kazınmış olan Viyana fenomenini de ortadan kaldırdınız. Artık Viyana korkusu yok. Viyana denilince bu müthiş zafer aklımıza gelecek. Şeytanın bacağı nihayet kırıldı…

Yazıyı uzatma taraftarı değilim. Ama en yakın zamanda yine aynı konuları daha geniş bir şekilde kaleme almak istiyorum…

Kupa bizi istiyor)))

Sağlıcakla…

*Fotoğraflar www.internethaber.com sitesinden alınmıştır.