
Yazmak
12 Haziran 2008İlk yazımı yazarken hangi konuda yazacağımı uzun uzadıya düşündüm. Kafamda birçok konu ve başlık belirse de hayatımda da önemli bir yere sahip olan bir konudan başlamayı uygun buldum: Yazmak…
Hepimizin hayatında “dönüm noktaları” dediğimiz ve kıymetini çok sonraları anlayacağımız anlar, olaylar vardır muhakkak. Yazmaya başlamak da hayatımın dönüm noktalarından bir tanesidir. Yazmak deyince hepimizin aklında farklı şeyler belirebilir. Yazmak benim için her şeyden önce yüzleşmek manasını taşıyor. Sadece kendim için yazdım şimdiye kadar. Önceleri bir defterim vardı, ona yazardım. Sonraları bilgisayarda yazmaya devam ettim. Yazılarım klasörümde durur hala. Zaman zaman eski yazılarımı okudukça kendimi daha da yakından tanırım. Geliştirdiğim yönlerimi gördükçe farlı bir haz alırım. Artık kronik hale gelmiş sorunlarımı da çarpıcı bir biçimde görmemi sağlar yazılarım. Tabi yazı denince birçok tür akla gelir. Ben kendimi daha yakından tanımak için yazıyorum. Yüzlerce sayfayı aşmış yazılarım var. Sadece kendim için yazdığım ve benden başka kimsenin okumadığı. Bu yazılara çok şey borçluyum. Kaygısızca, duraksız yazdığım bazı yazılarım sayesinde bazı şeyleri kendimden bile gizlediğimin farkına vardım yıllar önce. Sahi insan kendinden bir şey gizler mi? Kendine karşı sansür uygular mı?

Çağımızın en büyük dertlerinden birisi stres, hayatımızın her anında bizimle birlikte. Biriken stresimizi bir yerlere boşaltmalıyız. Aksi taktirde aşırı stres birçok hastalığı da beraberinde getiriyor. Yazmak aynı zamanda stresle yaşamayı da kontrol etmemize yardım edebilir. En azından benim için böyle bir mana da taşıyor yazmak.
Aynı zamanda yazarak geleceğimize de yön verebiliriz. Üniversite birinci sınıftaydım, ilk ayımdı. Okulda panolara bakarken “Çift Anadal Programı”nı tanıtan belgeleri gördüm. O günün akşamını hiç unutmayacağım. Daha birinci sınıftaydım ve İşletme bölümünü en başından sevmiştim. Ancak ilgilendiğim konularla da yakından alakalı olan Uluslararası İlişkiler bölümü de çok ilgimi çekiyordu. Akşam uzun uzun düşünüp hayaller kurduğumu hatırlıyorum. Derken bir kağıda büyük harflerle Uluslararası İlişkiler bölümünde Çift Anadal Yapacağım! diye yazdığımı ve yazıyı dolabımın görünür bir yerine astığımı hatırlıyorum. İçimden gelen duygularla, heyecanla hayal etmiş ve çok arzulamıştım. Bir de baktım ki, dört yılın ardından iki lisansımı almışım. Nasıl oldu, ne çabuk geçti anlamadım. Ama emin olduğum ve çok sonradan anladığım bir şey vardı. O gün o yazıyı yazmakla çok iyi bir iş yapmıştım.
Yazmak, sancılı bir süreçtir! Yazmayanlar için kolay bir iş gibi görünse de yazmak, benim için meşakkatli bir yoldur. Kendimi terbiye etmenin bir yolu, kendimi tanımanın, günümü değerlendirmenin ve geleceğimi planlamanın…
Yazarak, yazgımızı değiştirebiliriz…
Sağlıcakla kalın…
Mustafa Esken
*Bu yazı www.izgoren.com’da da yayınlanmıştır.
http://www.izgoren.com//index.php?option=com_content&task=view&id=234&Itemid=99999999